Abulele

Abulele

Bir varmış bir yokmuş, uzuuuuuuun uzuuuuun zaman önce şehirlerin bu kadar gelişmediği zamanlarda doğada yaşayan ve tatlıyı, şekerli şeyleri çok seven Abulele isminde kocaman, siyah tüylü ve yeşil gözlü yaratıklar varmış. Abuleleler kendi hallerinde yaşar ve doğayı geliştirmek için her şeyi yaparlarmış.

Gel zaman git zamaaaaan doğa gelişmiş insanlar meydana gelmiş ve şehirler artık günümüzdeki halini almış. Bu geçen sürede de Abulele’ler kendilerini korumak için yer altlarına gizlenmiş. İnsanlar başta onlara iyi davranmış ama sonra onları dışlamışlar, korkutmuşlar ve onların saklanmalarına göz yummuşlar.

Abulele’lerden artık hiç söz edilmemeye başlandığı zamanlarda Sedat diye ilkokula giden bir çocuk bir gün Abulele ile karşılaşmış! Çok sevdiği ama şimdi başka şehirde okuyan abisinin basketbol madalyasını hiç yanından ayırmazmış Sedat. Her gün onunla okula gider, dışarda bisiklet sürer, bilgisayarda oyunlar oynar hatta yatarken baş ucuna koyarmış. Sedat derslerinde çok başarılı bir öğrenci değilmiş ama basketbolda abisi gibi başarılı bir öğrenciymiş. Ne zaman abisini özlese onunla konuşurmuş ama yanında gibi olmazmış. O yüzden Sedat tatilleri iple çekermiş.

Bir gün Sedat okuldan eve döndüğünde her zaman ki gibi apartmanlarının deposundan bisikletini ve basketbol topunu almaya girmiş. Bu depo gündüz vakti girilse bile karanlıkmış. Sedat eşyalarının olduğu kısma yönelmiş ve tam alacakken bir ses duymuş. Etrafına bakmış kimse yok, eşyalarını almış çıkıyormuş ki yine bir ses duymuş. Fenerle ışık tuta tuta ilerlemiş depoda ve birden karşısında kocaman, siyah tüylü, yeşil gözlü Abulele belirmiş! Sedat çığlık atıp kaçmış hemen ama arkasından “Sedat” demiş Abulele. Sedat korkuyla öyle bir koşmuş ki kendini basketbol sahasında anca durdurabilmiş. Elinde basket topu varmış ama en önemli şey eksikmiş, abisinin madalyası! Korka korka depoya tekrar gitmiş ama ne Abulele ne de madalya orada yokmuş.

Sedat o hafta sonu anneannesini ziyarete gitmiş ama günlerdir aklındaki tek soru, o gördüğü şey ney ve adını nereden biliyor? Sedat böyle düşünceli düşünceli otururken anneannesi ona neler olduğunu sormuş birkaç ısrardan sonra Sedat yaşadığı şeyi her detayına kadar anlatmış. Anneannesi bu habere çok sevinmiş ve başlamış anlatmaya, “Sedat o gördüğün şey bir canavar değil, Abulele isimli bir yaratık yani yaratılmış olan. Abulele’ler bundan çok çok çoooook önce dünyada yaşam sürmüş canlılar. Onlar şehirlerimizi geliştirdiler, binaları yaptılar ama sonra malesef yine biz insanlar onları dışladık, canavarlaştırdık ve yer altına gönderdik. Biz küçükken Abulele görmek önemli bir şeydi ama sonraları onları korkunçlaştırdık.

Abulele senin karşına çıkmışsa sadece arkadaş olmak istiyor ve senden şekerli şeyler istiyordur. Korkmana gerek yok.” dedi anneannesi. Sedat bu hikaye karşısında çok şaşırdı oysaki o Abulele isimli yaratığı korkunç bir canavar olduğunu hatta kendine zarar vereceğini düşünmüştü.

O gece orada kalan Sedat ertesi gün eve gittiğinde marketten en şekerli içeceği alıp depoya gitti ve anneannesinin dediklerini hatırlayarak korkmadan en karanlık yerde durup içeceği birkaç adım önüne koydu. Birkaç saniye sonra Abulele gelip içeceği içti ve Sedat’a bakarak gülümsedi.
Bakalım Abulele ve Sedat arkadaş olabilecekler mi masal arkadaşım?

 Bu masalı dinlemek için buraya tıklayın.

Sevgili Aileler; Bir Masal sitemizin size ve çocuklara faydalı olduğunu umarak masallar seçiyor, beğendiğinizi ve bizi takip ettiğinizi umuyoruz. Bizlere de faydalı olması açısından lütfen yorum bırakmayı unutmayın 🙂

Bir Masal sitemizin uygulamasını artık Akıllı telefonlarınıza yükleyebilirsiniz, Buraya tıklayarak Google Play’den Bir Masal uygulamamızı indirin.

Masalı yazan : Deniz Altıok. Bu masalın izinsiz kullanılması, kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.