Cem ve Ciri

Cem ve Ciri

Bir varmış bir yokmuş, zamanın birinde Cem isimli hayvanları çok seven bir adam varmış. Cem’in bir sürü hayvanı besliyormuş ama sadece birisini evinde besliyor onunla özel bir bağ kuruyormuş. Cem’in Ciri isimli bir atı varmış. Şehirden uzakta, sakin bir kasabada yaşayan Cem, atı Ciri ile çok mutluyumuş. Cem ve Ciri her gün bu bol yeşillikli, araba yerine herkesin bisikletiyle gezdiği sokaklarda bol bol yürüyor ve her dükkana uğruyorlarmış. Tüm kasaba Ciri’yi bilir, onu her gördüklerinde selam verirlermiş.

Gel zaman git zaman, Cem ve Ciri her gün kahvaltılarını yapar, sonra kasabanın büyük bir kısmını gezerler, alış verişlerini yapıp yine ve geçerlermiş. Ciri her gün sanki o sokakları, o insanları ilk kez görüyormuş gibi büyük bir hevesle, istekle dolaşıyormuş. Bir de eğer hava güzel olursa Cem ona şarkı söylermiş işte o zamanlar Ciri’de Cem gibi keyiflenir daha da mutlu olurmuş. Günler geçmiş ve bir gün sabah Cem kendisini çok iyi hissetmeyerek uyanmış.

Cem halsizmiş ve onu arkadaşları hemen hastaneye götürmüş. Doktor Cem’in bir süre evden çıkmaması gerektiğini hatta mümkünse hep dinlenmesini kendisini hiç yormaması gerektiğini söylemiş.

Cem yorgun ve üzgün bir şekilde eve geri gelmiş ve arkadaşları ona dönüşümlü yemek yapmaya başlamışlar. Cem dinleniyor, ilaçlarını alıyor ve kendine iyi bakıyormuş ama Ciri birkaç gün hiç yürüyüşe çıkamamış ve çok bunalmış. Cem’in aklına bir fikir gelmiş.

-“Ciri gel kızım, şimdi ben bir not yazacağım ve bunu boynuna asacağım. Sen de bizim her zaman yürüdüğümüz yerlerden yürü, gez, dolaş ve eve geri gel tamam mı?” diye sevmiş atını. Ciri de sahibine kişneyerek cevap vermiş ve yürüyüşe başlamış. Ciri her ne kadar uzun zamandır burada, kasaba da yaşasa da tek başına gezmek onu biraz ürkütmüş.

Yanında Cem olduğu zaman kendisini daha huzurlu ve güvende hissediyormuş. Ciri böyle düşünceler eşliğinde yürüyüşüne devam ediyor ama aklında da hep sorular ve korkularla baş etmeye çalışıyormuş. Kasaba halkı uzun yıllardır hem Ciri’yi hem de Cem’i tanıdıkları için Ciri’nin neden yalnız dolaştığını biliyormuş.

Her gören, yanından geçen Ciri’yi sevmiş onunla sohbet etmiş. Bazı dükkan sahipleri Ciri için yemler, sular ve atıştırmalıklar bile hazırlamışlar. Ciri tüm kasaba halkını ve yaptıklarını gördükçe korkuları, kafasında ki şüpheler bir bir kaybolmuş. Yanında Cem olmasa bile çok rahat bir şekilde kasabada gezebileceğini, herkesin ona Cem’in davrandığı gibi iyi davrandığını görmüş.

Cem’in hastalığı uzun sürünce Ciri artık kahvaltıdan sonra hemen yürüyüşe çıkıyor gönlünce geziyor ve yemeğini yeyip eve geri dönüyormuş. Bir gün kasabaya aile ziyareti için minik bir kız çocuğu gelmiş. Annesi onu markete yollamış ve yolda giderken de Ciri’yi görmüş. Hatta Ciri markette durmuş, onun için koyulan su kabından su içiyormuş. Küçük kız markete gelince,

-“Mustafa amca bu at kimin? Başıboş dolaşıyor, sahibine haber verelim ya kaybolduysa?
-“Merak etme kızım, atın sahibi var. Atın adı Ciri, usulca yaklaş yanına ve boynunda asan notu oku bakalım. Korkma Ciri zarar vermez.

Küçük kız usulca Ciri’nin yanına gitmiş ve önce onu sevmiş sonra da notu okumuş. Not da “Merak etmeyin ben kaçmadım. Sahibim biraz rahatsız, ben kendim geziyorum.” bunlar yazıyormuş. Küçük kız Ciri’yi bol bol sevmiş ve küçük kollarıyla ona sarılmış. Ciri yeni bir arkadaş kazandığı için çok mutlu olmuş ve küçük kıza kişneyerek yürüyüşüne devam etmiş.

 Bu masalı dinlemek için buraya tıklayın.

Sevgili Aileler; Bir Masal sitemizin size ve çocuklara faydalı olduğunu umarak masallar seçiyor, beğendiğinizi ve bizi takip ettiğinizi umuyoruz. Bizlere de faydalı olması açısından lütfen yorum bırakmayı unutmayın 🙂

Bir Masal sitemizin uygulamasını artık Akıllı telefonlarınıza yükleyebilirsiniz, Buraya tıklayarak Google Play’den Bir Masal uygulamamızı indirin.

Masalı yazan : Deniz Altıok. Bu masalın izinsiz kullanılması, kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.